Bizden haber almak için kayıt olun!
Siz de KEDV'in çalışmalarından ve yürüttüğümüz kampanyalardan haberdar olmak için e-bültenimize kayıt olun!
Kayıt Olun!Türkiye’de İklim Adaleti: Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği
İklim Adaleti nedir?
İklim adaleti, iklimin değişmesinde en az etkisi olanların aynı zamanda iklim değişikliğinin yarattığı sonuçlardan en çok etkilenenler olduğuna dikkat çeken bir kavramdır.
“İklim Adaleti” kavramı, iklim değişikliği tartışmalarına sosyal eşitlik konusunu ve ülkelerin tarihsel sorumluluklarını dahil eder, böylece geçmişten gelen adaletsizliklerin bugünkü iklim krizine etkilerini de göz önünde bulundurulur. Yapısal eşitsizlikler nedeniyle iklim krizinin mevcut adaletsizlikleri daha da kötüleştirdiğini, marjinalleştirilmiş ve ayrımcılığa uğramış insanlar ve topluluklar üzerinde orantısız bir etkiye sahip olduğunu kabul eder. İklim krizini sistemik bir sorun olarak görür; geçmiş ve mevcut adaletsizlikleri düzeltmek, gücü yeniden dağıtmak ve en çok etkilenen ve en az sorumlu olanlara öncelik vermek için sosyal, politik ve ekonomik yapılarda değişiklik yapılmasını savunur.
İklim krizi, Türkiye'de de adaletsiz güç yapıları ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri nedeniyle en çok kadınları etkiliyor. Ancak bu krizin sorumluluğu ve sonuçları eşit dağıtılmıyor. Kadınların iklim krizine karşı daha savunmasız olduğu gerçeğini kabul etmek, bu krizi sadece bir çevre sorunu olarak değil, aynı zamanda bir toplumsal adalet meselesi olarak ele almak için kritik öneme sahiptir.
İKLİM ADALETİNE FEMİNİST VE KESİŞİMSEL BİR YAKLAŞIM
İklim krizinden herkes etkileniyor ancak kadınlar, iklim krizinin etkilerinden orantısız bir şekilde zarar görüyor. Buna rağmen emisyon azaltım politikalarında kadınların bakış açıları dikkate alınmıyor. Yapısal cinsiyet eşitsizlikleri nedeniyle kadınların finansal kaynaklara, eğitime, siyasi güce ve sağlık hizmetlerine erişimi daha az ve bu eşitsizlikler iklim değişikliğinin etkilerine karşı kadınların dayanıklılıklarını azaltıyor.
İklim Krizi ile Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Arasındaki Bağlantıya Dair Bazı Örnekler
Sorumluluk Açısından Eşitsizlikler
Sonuçlar Açısından Eşitsizlikler
Kesişimsel Bir Yaklaşımın Önemi
Türkiye’de iklim krizi ile toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri arasındaki bağ, yalnızca kadınlar değil, aynı zamanda yaş, fiziksel ve zihinsel sağlık, etnik köken gibi diğer kimlik özellikleriyle de kesişiyor. Kırsal bölgelerde yaşayan, yaşlı, engelli ya da yoksul bir kadınsanız iklim krizinin etkilerini herkesten çok daha derin hissedersiniz. Bu durum, mevcut toplumsal yapıların ataerkil, neoliberal ve sömürgeci kalıntılarından kaynaklanıyor. Bu güç yapıları, belirli grupların ihtiyaç ve taleplerinin yeterince duyulmasını engelliyor.
Kadınların Mağduriyetinin Ötesinde
Kadınları iklim krizinin kurtarılması gereken kurbanları olarak görmek yerine, onları çözümün bir parçası olarak tanımak çok önemli! Türkiye’de kadınlar, iklim krizine karşı topluluklarını ve ailelerini korumak için stratejiler geliştiriyor ve bu süreçte önemli roller üstleniyorlar. Ancak, bu sorumluluğu kadınların omzuna yıkmamak ve sistemik eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için adil ve eşitlikçi bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Kadınların sırtına bir başka zihinsel yük olan “gezegeni kurtarmak” gibi bir sorumluluğu yüklememek için sistemli ve eşitlikçi yeniden yapılanmaya ve kararlara ihtiyacımız var.
Sonuç olarak, Türkiye'de iklim adaletinin sağlanması, kadınların ihtiyaçlarının merkezde olduğu, feminist ve kesişimsel bir yaklaşımla mümkündür. Bu, yalnızca kadınları değil, tüm toplumu güçlendirecek ve iklim krizine karşı daha dayanıklı bir gelecek inşa etmeye yardımcı olacaktır.
Kadınlar eşit derecede sorumlu olmadıkları iklim krizinin bedelini en ağır ödeyenler!
Gezegeni hepimiz için yaşanmaz hale getirenler #KirletenlerBedeliniÖdesin
Adil bir iklim politikası için siz de katılın, sesimizi birlikte yükseltelim!
Bizden haber almak için kayıt olun!
Siz de KEDV'in çalışmalarından ve yürüttüğümüz kampanyalardan haberdar olmak için e-bültenimize kayıt olun!
Kayıt Olun!